Lanetli *5*

Yorum bırakın

Uzun bir aradan sonra tekrar yazmaya karar verdim.Birseyler soyledıgımde rahatladıgımı farkettim. Erken yaşta kalp krizinden ölmek istemiyorum :).Bu yazmadıgım aylarda cok seyler oldu.Esim askere gitti geldi. Ben Norvec’e gittim geldim.(Norvec izlenimlerimi ayriyetten paylasacagım) Önümüzdeki yıl Şangay’a gidecegim.Uzun bir süre icin.Bir de lanet bir sınava hazırlanıyorum KPSS.Ömrümü yedi.Sıkıcı.. Cozdugum testlerde bu hazırlık surecınde testlerın yüzde 83 ünde 5.soruları yanlıs yaptıgımı farkettim.(Kafayı yeme düzeyimi siz anlayın) Lanetli 5.O sorularda birşeyler var ama çözemedim.

Bir Farklı MEKAN: MEKAN

Yorum bırakın

Geçen gün Ankaradaki yegane arkadaşım olan Semanur’la bir kafeye gittik. Sağolsun üniversite yıllarında gittiği bi yerle biz de tanışmış olduk. Mekan Yüksel Caddesinin ilk dört yol ağzı oluşturduğu yerden sola dönünce 8 katlı bir yerin en üst katı bir yerde.Terası var.. Kapalı Mekan klasik bordo duvar rengi boy boy kitaplıklarla dolu şarkvari bir yer.. Ortadoğuluya benzeyen bir elemanı var. Az menü ama öz menü.. Fiyatlar iyi.. en önemlisi demleme çayı güzel..

Bir A4 kağıdında AHMAD TEA gelmiştir yazısını görünce iki sallama çayı ücretini ödeme israrlarıma rağmen Farsi çocuk bilabedel verdi sağolsun. Bu sabah kahvaltıda hemencecik salladım ve ilk defa yudumladım.Çayın tadı enfes..Ya Tr’de nerde satılır bilmiyom ama duyan bilen varsa haber versin..

Uzun günler bizi beklerken..

1 Yorum

Eğitim-öğretim hayatım boyunca aynı işi bir arada yapmaya çalıtığım ikinci yılımı tamamlamaya az kaldı. Geçen sene hem öğrenci hem öğretmenken bu sene iki öğrenci,1 öğretmen,1 de eşim..Bermuda üçgeni.. Tabi çok şükür hayatımızdan memnunuz ama benim korkum elime attığım işlerin hepsinin yarım kalması.. Herşey de çırak olmak.. Allah’tan uzun günler diliyorum..Çok uzun günler.. Az uyku,çok vakit ,biraz da doping..

Kararsız Uykular

3 Yorum

Böyle bir konudan şikayetçi olabileceğim aklımın ucuna bile gelmezdi ama oldu.. Buradan bu blogun tek düzenli okuyucusuna sesleniyorum; Sevgili eşim..Uykunu lütfen bir karara bağla.. Sabahları güç bela uyandırabildiğim zat-ı şahanen acaba geceleri niye en küçük seslere uyanıyor? Evet minnacık seslere uyanıyorsun..Yaklaşık iki haftadır sabahları 11’de ayılabilen işşiz-güçsüz matematik öğretmeninin geceleri uykusunun kaçıp kendince evin içinde takılması kadar normal ne olabilir? Daha özgür bir alan istiyorum.. Geceleri bloguma yazılar yazıp, bir dilim muzlu pasta yiyip, henüz yeni düzenlemiş olduğum kitaplığımızdan birşeyler karıştırmak istiyorum.. Tüm bunlardan şikayetçi olurken bu irregılır durumun kısa süreli olacağı noktasında da sana teminat veriyorum.. Tırast mi..

Bu arada İzmir plakası kadar tıklama almış olmam da beni mennun ediyor.. Ne kadar az tık, o kadar özgür alan..

Smyy

Glee Glee Dansı

3 Yorum

Geçenlerde Altın Küre’de en iyi komedi dizisi ödülünü alınca merak edip, başladım Glee’ye..Daha önce de bir listede en iyi 10 arasındaydı..İlk 5 bölüm süper eğlendim.Cünkü uzun zamandır orda burda duyduğum yabancı şarkıların gorsel bir şekilde türkçe altyazılı dinleme fırsatını elde etmiş oldum.Tam bir müzikal,komedi..(Lafa bak, sanki yarım olanını çok görmüşüm gibi..) Tabi işin içinde liseli aşıklar, entrika falan olunca ilk başta cazip bir hal aldı.Ama sonraları müzik dinlemenin dışında pek bir keyif almamaya başladım..Konular hep aynı,Bir aşk 4geni var,kim kimi seviyor tam belli değil.Romantik komedi filmlerine siması cuk diye  oturan bir Mr.Shuster( Yazımı yanlış olabilir..) Bunlara rakip piskopat başka bır ogretmen.İlk 11 bolum ıcın konular bundan ıbaret.. Sonrası olur mu şu anda kestiremiyorum..

Aradan uzun bir zaman geçtikten sonra şu anki tarih 27 haziran tekrardan bir müddet daha izledim ve sadece şarkılar için izlenebilecek bir dizi yıllara meydan okuyan şarkıları çok iyi söylüyorlar. Bir de 19.bölümde Neil Patrik Harris girdi.. Çookk iyi oldu.. İzleyin..

SMYY

Kızılay’da Keşifler

2 Yorum

Yaklaşık altı aydır bulunduğum bu şehirde İstanbul’u aratmayacak bir atmosfer Kızılay. Kar da yağsa, çamur da olsa nüfüsunda bir azalma olmaz Kızılay’ın..Müdavimlerince yine kafeleri dopdoludur.Değişik bir kafe kültürü var diyebiliriz bu şehirde.Küçük mekanlarda dipdibe konmuş masalarda kimse kimseden rahatsız olmadan çayını yudumluyor, efendime söyliyeyim nargilesini tüttürüyor, sohbetini ediyor. Sakarya’da Yüksel’de (bunlar cadde isimleri olmalı, ya da mevki adı tam bilmiyorum) sırasıra kitap kafeler.. Yayın evin mi var? Tut iki katlı güzel bir mekan altta üç-beş raf kitap,masa sandalye üst katta aynen oyle..Hem yazarları ağırla, hem okurları..Evet bu tür yerlerde yazarları görebilir,muhabbetlerine ortak olabilirsiniz.

Geçenlerde Mehmet’le güzel bir kitap-kafe keşfettik Mithatpaşa caddesinde. Aslında tam keşif sayılmaz, bir yerden duyduk ve gittik.Dış mekanı saymassak bizim evin mutfağı kadar bir yerdi aşağı yıkarı..Yaklaşık 15 metrekare bi yer.Boş bir yer bulduğumuza sevinip hemen oturduk. Bosna usulü bakır cezve ve fincanlarımızda türk kahvelerimizle güllü lokumlarımızı götürürken bir yandan da yan masa da muhabbete kulak kabarttık. Fakat cesaret edip de tahta sandalyelerimizi sıkıştıramadık onların yanına. Bi daha ki sefere onu da başarırız umarım..

SMYY

Başlarken

2 Yorum

Aslında dürüst olmak gerekirse ilk etapta sadece kulağıma hoş gelmişti bu ikileme..oldum olasi..Sonra biraz düşündüm.Bu iki kelimeye kendime yakın bulacağim ne manalar yükleyebilirim diye? Normalde insanlar bunun tam tersini yapıyor herhalde.Once bir mana yakalayıp sonra adlandırıyorlar.Ya da ideal olanı bu diyelim.Ben bunları düşünürken sabah kahvaltımı yaptığım esnada ki çok da sabah sayılmazdı aslında oğlene yakın bir zaman diliminde diyelim izlediğim tv kanalındaki bir kadın yazar ilham verdi bu cümleleri yazmaya. Yeni çıkan kitabını tanıtıyordu yazar. Yaptığı insan tanımı dikkatimi çekti. ”İnsan geçmişi ve geleceğiyle insandır. Bu iki zaman insana değer katar. ” Gerçekten ne geçmişimizden kopabiliyoruz ne de gelecekteki umutlarımızdan,hayallarimizden sonra beynim de bir ampul yandı. Evet dedim benim başlığımda geçmişim ve geleceğimle bir arada olmayı anlatıyor aslında.Kaderci tutumun beni burda da hüsrana uğratmadı ve içime sinen bir başlık olmasını sağladı..Bu sayfalarda her türlü absürd de olsa tecrübeleriminden ve umutlarımdan bahsetmek istiyorum..Öğle patavatsız şeyler de olabilir belki o an içimde olanlar ama burda ”kendi kendine engel olanlardan ” olmak istemiyorum..Lafın kısası sanal günlük diyelim.Oyle iddaalı değilim,çok birşey vaad etmiyorum belki ama ”olası”yim işte..Belki birgün olurum ümidini taşıyorum.Açıkcası biraz da boş vaktim var.Ne yalan soyliyeyim..

SMYY